ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA
-
-
ERSAĞ RESMİ WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
-
RESMİ ERSAG WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
IĞDIR TARİHİ
M.Ö. 5000-4000 yıllarında; bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleşen Hurrilerden sonra, M.Ö. 3000-2000 yıllarında Mitanniler, Etiler, Asurlular, Kimmerler, Metler, Persler, Sümerliler ve Subailer gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerek Ağrı Dağı yamaçlar, Aras Havzası ve Doğu Anadolu'da ikamet ettikleri sanılmaktadır.,
En son yapılan araştırmalar göstermiştir ki İğdır ili kale bakımından oldukça zengindir. Bunlardan bir kısmı tarihi kaynaklarda kendine yer bulmuştur. Tarihi kaynaklarda adlarına rastlanmayan kaleler daha çoktur. Kaleler daha çok dağlık alanlarda yoğunlaşmışlardır. Söz konusu kalelerden bir kaçı ile ilgili bilgi verip diğerlerini ismen zikr edeceğiz. Ağrı dağı eteklerinde birbirinden takriben 12-13km aralı iki kale bulunmaktadır. Melekli beldesinin dağlık kısmında kale kalıntıları mevcuttur. Yine aynı beldenin sınırları dâhilinde şehir merkezine 7 km mesafede belde sakinlerinin Kasımın Tığı diye adlandırdıkları bir başka kale vardır. Bu kalenin parelelinde örgülü tepe kalesi diye adlandırılan bir başka kale yıkıntısına rastlanmaktadır. Ağrı dağının batı eteklerinde yöre halkının sonradan Ata Tepe kalesi olarak adlandırdıkları başka bir kale mevcuttur. Caf kalesi Iğdır-Doğubeyazıt karayolu üzerinde bulunmaktadır. İrili ufaklı diğer kaleler arasında Suveren kalesi, Kervansaray kalesi, Kızılkule kalesi, Güngörmez kalesi, Alikoçek kalesi, Aktaş kalesi. Sürmeli köyündeki kale, Gazilerdeki Kız kalesi, Alçalı kalesi, Yüceotağ kalesi, Demirsıkan kalesi, Galaca kalesi. Kandilli kalesi, Şedik kalesi, Aşık Hüseyin köyü kalesi, Aslanlı kalesi. Gedikli kalesi, Katırlı kalesi, Ekerek kalesi. Yağlı kale, Zarifhane kalesi sayılabilir. Bunlar daha öncede zikr edildiği gibi ipek yolu güzargahmda bulunan savunma amaçlı kale ve kulelerdir. Bunlara ilave olarak; Korgan, Gül Ahmet, Doğanyurt, Aliköse, Güngörmez köylerinde kalıntıları bulunan kalelerde ilave edilebilir.
Ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği bilinmeyen İğdır Kalesi, (İğdır Korganı)' nın adı kaynaklarda da pek sık geçmemektedir. Bu kale hakkındaki bilgileri ancak sınırlı sayıdaki kaynaklardan öğrenebilmekteyiz. Bunlardan birinde kalenin fethi şöyle anlatılmaktadır. Şehzade Melih Şah ordusu, Ani Vilayeti' nde (Aras'ın sağında ) Rumların elinde bulunan bir kal'a ya ( İğdır Korganı'na )75 hücum ettiler kî, orada Rumların okçuları bulunuyordu. Bunlar Müslüman askerlerden birçoğunu öldürdüler. Sonra Nizamülmülk ve Horasan-Amidi atlarından indiler, piyade oldular. Sultan Melih Şah bir ok atarak Kal'a nın Emİri'ni boynundan vurdu. Kâfirler, taşla müdafaa ettiler; nihayet yüksek bir tepeye (Ağrı Dağı'na) doğru gittiler, kaçtılar, dağların tepelerine doğru tırmanıp çıktılar. İslam askeri galip gelerek, (kalede buldukları müdafilerin) hepsini kılıçtan geçirdiler, hiç birini sağ bırakmadılar. Buna müteakip Melih Şah, Sürmari denilen kal'a ya gitti. Bu kal'ada akarsular ve bostanlar vardı, burasını da fethetti"76.
İspanya kralı tarafından Timur'a gönderilen elçi Clavijo, 1404 yılı Mayıs ayında gördüğü İğdır Kalesi ve Ağrı Dağı'nı şöyle anlatmaktadır. "Ertesi gün (Cuma) Sürmari'den hareket ettik. Yolda, bir kayalık üzerinde kurulmuş kaleye rastladık. Dul bir kadın bu kalenin sahibesi idi ve Timur'a vergi veriyordu. Eskiden burada eşkıya barınmaktaymış. Ve bunlar, o civardan gelip geçen yolcuları soymakla geçiniyorlarmış. Timur buradan geçiyorken, kaleye hücum ederek zaptetmiş ve eşkıyanın reisini öldürtmüş. Sonra da kaleyi reisin zevcesine bırakmış. Timur giderken, kalede tekrar eşkıya barınmaması için bütün kapıları söktürmüş ve bir daha buraya kapı yapılmamasını emretmiş. Biz buraya vardığımızda, gerçekten kapı namına bir şey yoktu. Bu kalenin ismi İğdır'dır. Ararat Dağı'mn ucunda bulunan bu kale, Hazreti Nuh tarafından yapılmış olan geminin tam durduğu yerdedir. Bu Ararat Dağı da Trabzon'dan beri gördüğümüz diğer dağlar gibi çırılçıplaktır. İğdır Kalesi'nin sahibesi bize çok iyi misafirperverlik gösterdi, o gece ağırladı ve bütün ihtiyaçlarımızı temin etti. 31 Mayıs cumartesi günü İğdır'dan yola çıkarak, Nuh'un Gemisi' nin durduğu dağa vardık. Bu dağ son derece yüksek ve tepesi kar ile Örtülüdür. Her tarafa kar yağmıştı ve vadiier çıplaktı. Buralarda orman yok. Bununla beraber yerlerde bol çayır, çalı vardır ve bunlar arasında birçok ırmak akmaktadır. Dağın arkasmdaydık ve yolda bir takım harabe ile gayet iri taşlardan yapılmış temellere rast geliyorduk. Dağın eteğindeki vadilerde bazı böcekler bulunmaktaydı ki, bunlarla ipekler kırmızıya boyanırmış. Tepeler üzerinde bir şehir harabesi gördük. Buranın asırlardır boş bulunduğu anlaşılıyordu. Harabe enkazı bir fersah kadar uzanmaktaydı. Buralarda rastladığımız insanların bize bildirdiğine göre, bu enkaz Hz.Nuh'un Oğullan tarafından inşa olunan şehir kalıntısıdır.
"Nizamülmülk yanında olduğu halde Melikşah, elindeki ordu kolu ile Nahçıvan'm batı komşusu Sürmeli Çukuru'na, Ağrı Dağlan kuzeyine girdiler. Sultanın oğlu Sultan Celalüd-Devle Melikşah ilerleyerek bir kalaya ( İğdır) hücum ettiler ki, orada Rumların okçuları bulunuyorlardı. Bunlar, Müslüman askerlerden birçoğunu öldürdüler. Sonra, Nizamülmülk ve Horasan Amidi, atlarından indiler, piyade oldular; Sultan Melikşah, bir ok atarak kalenin emirim boynundan vurdu. Kâfirler kendilerini taşlarla müdafaa ettiler. Nihayet yüksek bir tepeye doğru gittiler; kaçtılar, dağların tepelerine tırmanıp çıktılar. İslam askeri galip gelip, kalanların hepsini kılıçtan geçirdiler, Hiçbirini bırakmadılar".
"Şehirde yaşayanların anlattığına göre, bundan on sekiz sene evvel bu gün, şehre hâkim olan Toktamış Han, burayı muhasara ederek gece gündüz saldırmış. Muhasaranın 12. günü iki taraf anlaşmış. Anlaşmaya göre, Toktamış Han gidecek, yani kendisi ve askerleri şehre girmeyecek, buna karşılık şehir ona vergi ödeyecek. Toktamış bu şartı kabul etmiş, bir de, şehirdeki savaşçılardan yansının Gürcülere karşı kendisinin yanında yer almasını istemiş. Çünkü Toktamış, Gürcülerin Jorc nammdaki hükümdanyla savaşmak düşüncesindeydi. Bunu kabul eden şehrin savaşçıları, dışarı çıkar çıkmaz Toktamış askerlerine şehre hücum emrini vermiş. Şehre giren Toktamış askeri, şehrin surlarını yıkmış ve karşı koymaya kalkışanları öldürmüştür. O zamanlar burada yaşayanların çoğu Ermeni iken, bu gün onların yerini müslümanlar almış. Surmari'de eski yapılara sık sık rastlanır. Ertesi gün (Cuma) Surmari'den hareket ettik"87.
"Şehirde yaşayanların anlattığına göre, bundan on sekiz sene evvel bu gün, şehre hâkim olan Toktamış Han, burayı muhasara ederek gece gündüz saldırmış. Muhasaranın 12. günü iki taraf anlaşmış. Anlaşmaya göre, Toktamış Han gidecek, yani kendisi ve askerleri şehre girmeyecek, buna karşılık şehir ona vergi ödeyecek. Toktamış bu şartı kabul etmiş, bir de, şehirdeki savaşçılardan yansının Gürcülere karşı kendisinin yanında yer almasını istemiş. Çünkü Toktamış, Gürcülerin Jorc nammdaki hükümdanyla savaşmak düşüncesindeydi. Bunu kabul eden şehrin savaşçıları, dışarı çıkar çıkmaz Toktamış askerlerine şehre hücum emrini vermiş. Şehre giren Toktamış askeri, şehrin surlarını yıkmış ve karşı koymaya kalkışanları öldürmüştür. O zamanlar burada yaşayanların çoğu Ermeni iken, bu gün onların yerini müslümanlar almış. Surmari'de eski yapılara sık sık rastlanır. Ertesi gün (Cuma) Surmari'den hareket ettik"87.